BLOG

03.09.2018

Leke Tedavisi

 

Gebelik, hormonal değişiklikler, doğum kontrol hapı kullanımı, yoğun güneş maruziyeti ve bazı fotosensitiv ilaç kullanımlarına bağlı olarak yüzde özellikle yanak, alın ve burun üzerinde kahverengi-siyah lekelenmeler gelişebilir. Bu lekeler zamanla tedavi edilmediğinde daha da koyulaşır ve belirgin hale gelir. Leke tedavisinde öncelikle hastanın değerlendirilmesi ve tedavi planının belirlenmesi önemlidir. Mezoterapi, plateletten zengin plazma, kimyasal ve enzimatik peeling tedavide en başarılı yöntemlerdir. Bazen tek başına bazen kombine tedaviler uygulanabilir.

Cosmelan/Dermamelan maske tedavileri enzimatik peeling yöntemidir, oldukça etkilidir. Yüz, boyun, dekolte ve ellere uygulanabilir. Tedavi kitinin içerisinde leke açıcı maske, ev kullanımı için günlük leke kremi bulunmaktadır. İlk olarak maske hastanın yüzüne doktor tarafından uygulanır ve lekenin yoğunluğuna ve derinliğine göre değişmekle birlikte yaklaşık hastanın yüzünde 8-15 saat kalabilir. Maskenin ciltten arındırılması sonrası ilk 5-7 gün hastanın cildinde hafif bir hassasiyet ve soyulmalar olabilir. Soyulmaların tamamlanması ile birlikte ev kullanımı için olan leke kremine doktorun önerdiği şekilde başlanır. Dirençli lekelerde dahi başarılı sonuçların elde edilebildiği bir yöntemdir. Ağrısız ve iğnesiz olması, kolay uygulanabilir olması en büyük avantajıdır. Lekenin tekrar etmemesi için dikkatli güneş kremi kullanımı büyük önem taşır.  


Bu sitede yer alan tüm yazılar bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminizle iletişime geçebilirsiniz.

 

 

 

03.09.2018

Dermatolojide Mikro İğneleme (Roller) Uygulama Tedavisi

 

 

Mikro iğneleme 1990lı yıllardan bu yana çeşitli tekniklerle uygulanmakla birlikte  günümüzdeki roller cihazı 2006 yılında Fernandes tarafından geliştirilmiştir. Roller, silindirik, üzerinde yaklaşık 192-540 adet ince iğnenin bulunduğu bir tıbbi cihazdır. İğneler titanyum, altın kaplı titanyum, silikon dioksit veya çelikten meydana gelir. Çeşitli uzunluk ve kalınlıkta olabilir; genellikle 0,1-0,25 mm çapında ve 0,5-3 mm uzunlukta olurlar. Saçlı deri ve küçük alanlar için kullanılabilecek 0,12 mm çaplı, 2 mm uzunluğunda ince iğneleri olan dermastamp de bir çeşit roller olarak tanımlanır.

 Mikro iğneleme kollajen oluşumunu tetikleme ve deri yüzeyine uygulanan serum ve ilaçların penetrasyonunu arttırma amacı ile uygulanan bir tekniktir. Üzerindeki iğnelerin cilt yüzeyine uygulanması ile mikro kanallar açılır ve bu mikro kanallar cildimiz tarafından yara gibi algılanıp yara iyileşme süreci başlatır. Uygulama sebebine göre farklı derinliklerde uygulama yapılır, böylece hem yara iyileşmesi sağlanır hem de kollajen ve elastin fibrillerin sayısı ve hacimleri artar.  Düzenli seans uygulamaları ile cilt yüzeyinde yenilenme ve iyileşme gerçekleşir. Roller uygulaması ile açılan mikrokanallardan cildin ihtiyacına göre verilen serum, vitamin ve aminoasit gibi ilaçların emilimi ve etkinliği de artmış olur.

UYGULAMA ALANLARI

AKNE VE AKNE İZİ TEDAVİSİ

Ergenlik, genetik yatkınlık, cilt tipi ve yağlanma seviyesi, beslenme alışkanlıkları, yaşam şekli ve stres nedeni ile dönem dönem kadın/erkek herkes sivilce şikayeti yaşamaktadır. Hem sivilce hem sivilce izleri kişinin psikososyal olarak kötü yönde etkilenmesine ve özgüven kaybına yol açar.  Doğru tedavi ve önlemler ile akne tedavisinde başarılı sonuçlar alınmakla birlikte derin yerleşimli özellikle kistik/nodülokistik akne iz bırakarak iyileşebilir. Oluşan akne izlerinin tedavisinde roller uygulaması ve roller sonrası açılan mikrokanallardan verilen ilaç tedavileri ile belirgin iyileşme sağlanması mümkündür. Düzenli seans uygulamaları ile hem aknelerin iz bırakmadan iyileşebilmesi hem de akne izlerinde gözle görülür iyileşme sağlanması mümkün olur.

 

STRIAE DISTANSEA (ÇATLAK; GEBELİK ÇATLAĞI)

Ani kilo ve boy değişiklikleri, hamilelik, kortizon tedavisi gibi nedenlerle özellikle göbek çevresi, meme üzeri, kol/bacak iç yüzleri ve kalçada öncelikle pembe-mor ardından beyaz renkli olan gerilme çizgilerinin tedavisi oldukça zordur. Roller uygulaması ve üzerine uygulanan hyaluronik asit, somon DNA ya da kollajen ile %40-70 oranında başarılı sonuçlar alınmaktadır.

 

 YAŞLANMA KARŞITI BAKIM

Düzenli roller uygulaması ile ciltte kollajen sentezinin arttığı, elastik fibrillerde kalınlaşma ve artış olduğu gösterilmiştir. Roller uygulaması ile eş zamanlı tatbik edilen serum ve kremlerin de emiliminin 200 kat arttığı bilinmektedir.

 

SAÇ DÖKÜLMESİ TEDAVİSİ

Telojen effluvium, androgenetik alopesia ve alopesia areata tedavilerinde de roller uygulanabilir. Tüm saç dökülmesine sebep olan hastalıkların etiyolojileri farklı olmakla birlikte saç dökülmesi tedavisinde sebebi ortadan kaldırdıktan sonra amaç saçlı deride kanlanmayı arttırıp kıl kökünün canlılığını geri kazandırmaktır. Roller uygulaması sonrasında uygulanan saç serumları ve vitaminlerinin emilimi daha iyi olacağından tedavi sonuçları daha başarılıdır. Hem roller uygulaması ile mikro kanallar açılır ve iyileşme süreci başlatılır hem de saç için gerekli vitaminlerin etkinliği arttırılır.


Bu sitede yer alan tüm yazılar bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminizle iletişime geçebilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

02.07.2019

Altın İğneli Radyofrekans


Mikroiğneli fraksiyonel radyofrekans olarak da adlandırılan altın iğneli radyofrekans son birkaç yılda artan kullanımı ile birlikte oldukça popülerlik kazandı. Zaman ve güneşin etkisi, çevresel faktörler, ilaç kullanımları cildin nem dengesini, elastikiyetini ve sıkılığını yitirmesine neden olur. Zamanla ciltte elastikiyet kaybına ve kollajen sentezinin azalmasına bağlı sarkmalar meydana gelir. Ciltte oluşan sarkmalar erken dönemde tedavi edilmediği taktirde cerrahi yüz germe ameliyatlarına ihtiyaç duyulabilir. Erken dönemde ameliyatsız yüz germe olarak da tanımlanan radyofrekans yöntemlerinin düzenli uygulanması yüzün ovalliğini korur ve güzel yaş almayı sağlar.


Mikroiğneli fraksiyonel radyofrekans cihazları kişiye özel tek kullanımlık başlıklar ile uygulanır, başlığın üzerinde 25 adet çok ince iğne bulunmaktadır. İğneler uygulama yapılacak bölgeye ve ihtiyaca bağlı olarak 0,5-3,5 mm derinliğe uygulanır, iğnelerin geçtiği her katmana radyofrekans enerjisi vermesi ile kollajen stimülasyonu gerçekleşir. Kollajen stimülasyonunun indüklenmesi, elastik fibrillerin sentezinin artması cildin daha genç, daha sağlıklı ve daha parlak görünmesini sağlar; gözenekler küçülür, çene altında oluşan sarkmaları azaltır.


Hastalar lokal anestezik krem uygulandıktan 20-30 dk sonra işleme alınır, işlem yaklaşık 45 dakika ile 1 saat arasında sürmektedir. Özel mikro iğneli başlıklar kişiye ve seansa özel olarak kullanıldıktan sonra atılır ve her seans yeni bir başlık kullanılır. Yaklaşık her hasta ve her uygulama bölgesine göre değişmekle birlikte 1000-1500 atış yapılır; sonrasında mikro iğnelerin açtığı ince kanallardan vitamin, hyaluronik asit veya plataletten zengin plazma uygulanarak işlemin etkinliği daha da arttırılır. Uygulama sonrası yaklaşık 2-6 saat sürebilen hafif bir kızarıklık olur ve kendiliğinden geçer. Ciltte parlaklık ve canlılık hemen gözle görülür bir biçimde ortaya çıkarken lifting ve sıkılaşma 3. haftanın sonrasında görülmeye başlanır. Düzenli 2-3 seans uygulama kümülatif etki ile sonucu daha da belirgin kılar.


Uygulama acısızdır, uygulama sonrasında 6 saat süresince su ile temas yasaktır. Düzenli güneş kremi kullanımı her dermatolojik işlem gibi bu işlemde de önem taşır.


Bu sitede yer alan tüm yazılar bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminizle iletişime geçebilirsiniz.

 

 

02.07.2019

Göz Çevresi

Göz çevresi yaşı en çok ele veren bölgedir ve yıllar içinde oluşan kırışıklıklar kozmetik açıdan dikkat çekici ve rahatsız edicidir. Mimik hareketlerinin yoğun kullanılması ve güneşe bağlı derin kırışıklıklar ve çizgilenmeler erken yaşta ortaya çıkabilir. Düzenli kullanılan nemlendiriciler ve güneşten koruyucu kremler önleyici olmakla beraber iyileştirici değildir. Sıklıkla toksin uygulamaları göz çevresi kırışıklık tedavisinde ilk başvurulan uygulamadır. Botulinum toksin uygulaması ile göz çevresindeki kas hareketleri geçici olarak azaltılır ve buna bağlı çizgilenmelerde azalma sağlanır. 4-6 ayda bir düzenli uygulamalar en net sonucu sağlar.


Uykusuzluk, gece çalışma, yoğun iş hayatı, stres ve ailesel yatkınlık nedeni ile birçok insan gözaltı morluğundan ve çöküklüğünden şikayetçidir. Kişinin daha yorgun ve sinirli görünmesine sebep olur. Özellikle göz altı morluğunda düzenli seans aralıkları ile uygulanan vitamin enjeksiyonları yüz güldürücü sonuçlar sağlamaktadır. Vitamin ve aminoasit solüsyonu enjeksiyonları sayesinde kanlanma ve lokalize lenfatik drenaj artmakta; böylece daha aydınlık bir görünüm elde edilebilmektedir.


Göz altı çöküklerinde hyaluronik asit ile dolgu uygulamaları da sık yapılan bir uygulamadır ve yaklaşık 1 yıl etkinliği devam etmektedir. Lokal anestezi ile uygulanabilir, kısa süreli bir işlemdir. Göz altlarında oluşan çukurlaşmanın en etkin tedavisidir. Uygulama sonrasında kişi günlük ve sosyal yaşamına devam edebilir.


Bu sitede yer alan tüm yazılar bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminizle iletişime geçebilirsiniz.

02.07.2019

Saç Dökülmesi


Normal saçlı deride folliküllerin %90-95’i anagen fazda geri kalanı %5-10’u ise telogen fazdadır. Günde 5-150 kıl follikülünün dökülmesi olağandır, insan kılı telogen kıl haline gelip dökülmeden önce birkaç yıl büyüyebilir. Saç dökülmesinin çeşitli sebepleri vardır. Sikatrisyel (kalıcı) ve sikatrisyel olmayan (kalıcı olmayan) dökülmeler olarak sınıflandırılabilir. Sikatrisyel dökülmeler sıklıkla saçlı derinin bazı hastalıklarında veya bazı bağ doku hastalılarına eşlik eden bir bulgu olarak görülebilir. Sikatrisyel dökülmelerde sebebe yönelik tedavi uygulanması gerekmektedir; böylece kıl kaybı ve follikül kaybı azalır.


Androgenetik tip alopesi (erkek ve kadın tipi saç kaybı) hormonal ve genetik nedenlerin eşlik ettiği, sıklıkla frontotemporal alanlar ve vertekste dökülmenin izlendiği dökülme tipidir, zamanla ve tedavi edilmediği taktirde kalıcı kıl kaybına sebep olduğu için erken dönemde müdahale gerektirir. En sık mezoterapi ve plateletten zengin plazma tedavisi uygulanan saç dökülme tipidir. Düzenli seanslarla dökülme azalır, yeni kıl çıkışı sağlanır, varolan kılların kalınlığı artar. Kadınlarda da son yıllarda son derece sık rastlanan ve kozmetik açıdan rahatsız edici olan androgenetik tip alopesilerde hastanın dikkatli değerlendirilmesi, aile öyküsünün sorgulanması, hormonal tetkiklerin yapılması ve her yıl belirli aralıklarla mezoterapi ya da PRP tedavilerinin yapılması gerekir.


Telogen effluvium olarak da tanımlanan özellikle kadınlarda herhangi bir tetikleyici faktör olmaksızın da görülebilen saç dökülmesi 30-60 yaş arası sıklıkla görülür. Hormonal nedenlerin ekarte edilmesi gereklidir. Özellikle stres sonrası, gebelik sonrası ve emzirme döneminde izlenir. Telogen effluvium tedavisinde de mezoterapi ve PRP tedavisinden oldukça fayda sağlanır. Kıl follikülü kaybı olmadığı için tedavinin başarısı da oldukça yüksektir.


Bu sitede yer alan tüm yazılar bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminizle iletişime geçebilirsiniz.

02.07.2019

Lazer Teknolojisi ve Lazer Prensipleri

       

Yıllar içinde lazer teknolojileri giderek artan bir bilinilirliğe ve popülariteye ulaştı. Lazer yöntemleri deri hastalıkları tedavilerinde ve kozmetik uygulamalarda etkin, güvenilir ve konforlu bir uygulama olması nedeni ile daha sıklıkla kullanılmaya başlandı. Dermatoloji ve Dermatokozmetolojide değişik endikasyonlarda sıklıkla tercih edilir hale geldi. Dirençli tırnak mantarı, güneş hasarına bağlı gelişen cilt leke ve tümörleri, kılcal damar tedavileri, akne ve akne izi tedavisi, leke tedavisi gibi hastalıkların tedavisinde kullanılmakla birlikte deri yenilenmesi ve kırışıklık tedavisi, gençleşme, cilt sarkmalarının azaltılması için de sık kullanılır bir yöntem halini aldı.

 Lazer kelimesi ‘Light amplification by stimulated emmission of radiations’ kelimelerinin ilk harflerinden oluşmaktadır. Uyarılmış ışıma ile güçlendirilmiş ışık demeti anlamına gelir. Lazer cihazları belirli dalga boylarındaki tek renk ışını üreterek tek yönlü olarak hedefe ileten optik düzeneklerdir. Belirli bir dalga boyundaki ışının üretilip güçlendirilmesi ve tek yönlü olarak hedefe iletilmesi lazerin çalışma temelini oluşturur. Tedavi amacı ile kullanılabilmesi için lazer ışınının doku tarafından emilmesi yani dokunun enerjiyi alıp ısınması gerekir.

Ürettikleri ışığın dalga boyuna göre farklı adlandırılırlar ve farklı endikasyonlarda kullanılırlar; önemli olan lazer ışığı ile etkileşime geçecek olan hedef kromofordur. Hedef kromofor su, hemoglobin veya melanindir. Endikasyona göre farklı dalga boyundaki cihaz seçimi doktor tarafından yapılır. Epilasyon lazerlerinin hedef kromoforu melanindir, alexandrite lazer (755 nm) ve diode lazer (810/930 nm) melanini hedef alır. Nd yag lazer (1064 nm) ve KTP (532 nm) hemoglobini hedef alır ve vasküler lezyonların tedavisinde kullanılır. Cilt yenileme,  kollajen stimülasyonu ve epidermal lezyonların tedavisinde hedef kromoforu su olan  Er-yag lazer (2940 nm) ve CO2 (10600 nm) lazer kullanılmaktadır.

 Hasta için uygulanacak olan epilasyon lazeri cihazının tercihi doktor tarafından yapılır. Hastanın cilt tipi, cilt rengi, kıl rengi ve kıl kalınlığı, bronzluk olup olmamasına göre farklı cihazlar kullanılabilir. Sıklıkla tercih edilen epilasyon lazerleri Alexandrite lazer, diode lazer ve nd yag lazerdir. Deri rengi açık renk olan ve koyu renk kıllara sahip olan kişiler en etkin sonuca ulaşırlar. Özelikle alexandrite lazerler deri tipi Fitzpatrick I-II olan hastalarda hızlı ve etkin kalıcı epilasyon sağlamaktadır. Deri tipi Fitzpatrick III-IV olan hastalarda genellikle diode lazer veya nd yag lazer tercih edilir. Özellikle yaz aylarında bronzlaşma olması durumunda diode lazer dikkatle uygulanabilir. Epilasyon lazeri uygulaması öncesi hasta doktor tarafından değerlendirilir, işleme gelmeden önce ve işlem sonrası dikkate etmesi gerekenler hastaya detaylıca anlatılır. İşlem öncesi en az 3 hafta öncesinden uygulama yapılacak alandaki kılların kökten alındığı sir, ağda, cımbız ya da epilatör cihazları ile alınmamış olması, kılların sadece boylarının kısaltılması gerekmektedir. Her uygulama seansında optimal koşullarda vücut bölgesine göre yaklaşık %10-15 oranında kalıcı kıl kaybı yaşanmaktadır. 30-45 günlük aralarla 6-8 seans uygulamalarda etkin sonuçlar alınmaktadır. Doğru cihaz  seçimi ve doğru doz uygulamaları ile  lazer epilasyon günümüzde kalıcı kıl kaybını sağlaması açısından önemli bir tıbbi uygulamadır.

Kılcal damar tedavilerinde de hedef kromoforu hemoglobin olan nd yag lazer tercih edilir. Rozasea tedavisinde özellikle tercih edilen nd yag lazerlerin tedavi edici özelliği mevcuttur. Bacaklarda oluşan varislerin tedavisi sonrası kozmetik açıdan kötü bir görünüme sebep olan yüzeysel ince kılcal damarların tedavisi de yapılabilir. Doğumsal bazı hemanjiyom tedavilerinde de kullanılmaktadır.

Cilt rejuvenasyonu, ince kırışıklıkların giderilmesi, kollajen stimülasyonunun tetiklenmesi, güneş hasarına bağlı oluşan lezyonların tedavisinde de kromoforu su olan Er yag ya da CO2 lazerler tercih edilmektedir. Düzenli uygulamalarda ciltte yıllar içinde oluşan solar hasarın belirgin azaldığı ve daha dirençli hale geldiği gösterilmiştir. Seboreik keratoz, aktinik keratoz gibi güneşe bağlı gelişen oluşumların tedavilerinde de kullanılmaktadır.

Akne sikatrisi, yanık izleri ya da striae distanse olarak tanımlanan kilo değişikliklerine ve bazı ilaç kullanımlarına bağlı gelişen gerilme çizgilerinde de Er Yag veya CO2 lazerler etkindir.

Yüzde oluşan güneş lekelerinde, çillenme tedavisinde, dövme silmede de lazer tedavileri ile çok başarılı sonuçlar alınmaktadır.


Bu sitede yer alan tüm yazılar bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminizle iletişime geçebilirsiniz.