Saç Hastalıkları ve Alopesiler

SAÇ DÖKÜLMELERİ

(ALOPESİLER)

Saçlar gençlik ve güzellik simgesi olarak kişinin psikolojik durumunu direk etkiler, dolayısıyla saç kayıpları bazen ciddi stres yaratabilmektedir.

Erişkin kadın ve erkekte saçlı deride 80.000 ile 120.000 arasında canlı saç olarak  vardır. Kıl follikülünde yapılır ve keratinden oluşur. Tüm saçlar belirli bir yaşam döngüsü içinde büyüme ve dinlenme süreçleri gösterir.  Büyüme fazı 2-6 yıl sürer, ortalama günde 0.3 mm, ayda 1 cm arasında değişen bir büyüme hızı vardır.  Bu safhayı izleyen dinlenme süreci ise 2-4 ay sürer ve saç dökülür. Bu döngü biyoloijik saatle belirlenir.

Bazı faktörler biyolojik saati etkileyerek, bu fazların sürecini kısaltır; Mevsimsel değişimler, hormonlar, gebelik, stres, beslenme bozuklukları, ilaçlar vb…

 Normalde günde 100 tel saça kadar dökülme olabilir. Bunun üzerinde bir dökülme söz konusuysa, öncelikle;

·        İlaç kullanımı

·        Hormonal sorunlar

·        Gebelik ve doğum

·        Toksik durumlar (Kemoterapi vb…) sorgulanmalıdır.

Saçlı deride sedef ve egzema gibi hastalıklar da kaşıntı ve saç dökülmesi yapabilir. Dökülmenin tüm saçlı deride olması, ya da belirli bir alanda seyrelme veya tam dökülme olması, saçlı deride kızarıklık veya pullanmanın gelişmesi, deride sertleşmenin olması saç dökülmesinin niteliğini ortaya koyar. Buna göre nedenlerinin araştırılması gerekir.

 

Saçlı deride kayıplar genel olarak;

Nedbe dokusu olmaksızın (Nonsikatrisyel) veya nedbe ile birlikte (Sikatrisyel) gelişir.

Genellikle nedbesiz olan saç dökülmeleri görülür. Bunlar arasında en sık görülenler; androgenetik alopesi, diffüz alopesi ve alopesi areata’dır

Nedbe dokusu ile giden saç dökülmeleri arasında en sık görülenler; Follikulitis dekalvans, perifollikulitis kapitis absedens et suffodiens, liken planopilaris ve frontal fibrozan alopesi’dir.

 

NONSİKATRİSYEL ALOPESİLER

ANDROGENETİK ALOPESİ

Erkeklerin %70 inde kadınların %40 ında ortaya çıkan saç dökülmesi formu budur. Büyüme fazında kısalmayla birlikte özellikle kıl gövdesinde incelme ile belirginleşir. Kadınlarda tepe orta hatta, erkeklerde şakaklar ve arka tepe alanında seyrelme oluşur.

Genetik olarak yatkın bireylerde, hormonal olarak tetiklenen bu saç dökülmesi formunda; 5 alfa redüktaz adı verilen enzim kilit rol oynar.

Tanısal olarak erkeklerde saç dökülmesinin klinik özellikleri tanıda yeterlidir. Ancak kadınlarda bazı hormonal tetkiklerin yapılması gerekir.

Tedavide  yerel minoksidil, finasterid ve hormonal tedavi seçenekleri bireyin özelliklerine göre seçilir. Son yıllarda PRP (Platelet Rich Plasma) da tedavi yöntemlerinin arasındadır.

 

ALOPESİ AREATA

Genellikle hızlı başlangıçla saçlı deride bir iki santimetre çapında saçsız alanlar ortaya çıkar. Nadiren tüm saçlı deriyi etkileyebildiği gibi tüm vücudu da etkileyebilir. Androjenik alopesi ve diffüz alopesiden sonra üçüncü sıklıkta görülen saç dökülmesidir.

Diğer inflamatuar ve otoimmun hastalıklarla (Atopik ekzema, Hashimato tiroiditi, Graves hastalığı, vitiligo…) birliktelik gösterebilir. Dolayısıyla bir otoimmun reaksiyon olarak kabul edilir.

Saç dökülmesinin nedeni, zamanı ve neden bir alandaki saçlar etkilenirken yanındaki alanlarda tamamen normal saçlar kalıyor bilinmiyor. Henüz ispatlanmamış olsa da emosyonel ve psikolojik streslerin süreci tetiklediği düşünülür.  Hastaların üçte birinde altı ay içinde kendiliğinden düzelme olur.

Tedavide alopesinin birlikte bulunabildiği diğer otoimmun durumları araştırmak önem taşır. Yerel kortikosteroidler ve immun terapi, biyolojik ilaçlar, ultraviolet ve eximer lazer, lezyonların yaygınlığına, hastanın yaşına ve genel sağlık durumuna göre uygulanmaktadır.


DİFFUZ ALOPESİ

(EFFLUVIUM)

Genellikle tüm saçlı deride yaygın olarak, tetikleyici faktörden sonra üç ay içinde başlayan, beş-altı ay süren bir saç dökülmesi formudur. Saçlarda belli olan bir açıklık ya da saçsız alan oluşmaz. Uzun saçlar dökülürken yerine yeni oluşan, kısa saçlar gelmeye başlar. Bu saç dökülmesi formunda genetik özellikler sorumlu değildir.

DNA sentezinde gerekli olan enzim (Ribonükleaz redüktaz) işlev görebilmek için demire gereksinim duyar. Demir eksikliklerinde kansızlık gelişmese bile telogen effluvium şeklinde saç dökülmesi olabilir.  Bunun dışında birçok nedenle effluvium gelişebilmektedir;

·      Emosyonel stress

·      Büyük cerrahi işlemler

·      Ciddi travmalar

·      Zor doğum

·      Ciddi kan kayıpları

·      Ciddi diyetler

·      Şiddetli ateşli hastalıklar

·      İlaçlar (Retinoidler, Doğum control hapları, Ağır metaller, Beta blokerler…)

·      Tiroid hastalıkları

·      Böbrek yetmezliği

·      Demir eksikliği anemisi

·      Çinko eksikliği

·      Yetersiz beslenme

·      Saç boyaları

·      Otoimmun hastalıklar (Lupus…)

Tedavide öncelikle nedensel faktörlerin ortadan kaldırılması, besinsel desteklerin yapılması, saçlara zararlı olabilecek uygulamaların azaltılması önerilir.

 

SİKATRİSYEL ALOPESİLER

FOLLİKULİTİS DEKALVANS

Bu tarz saç dökülmelerinde; yoğun yangısal reaksiyon hem deride hem kıl folliküllerinde hasara yol açar. Kızarıklık ve incelme gösteren skar alanları çevreleyen kıllar, 5-20 tanelik demetler oluştururlar. Yangısal reaksiyonu stafilokok adı verilen mikroorganizmaların başlattığı düşünülmektedir. Hem kadınlarda ve hem de erkeklerde görülebilir.

Tedavi uzun ve zordur. Antimikrobial şampuanlar, sistemik uygun antibiyoterapi ile hastalık çoğunlukla baskılanır ancak  nüksler sıktır.

 FOLLİKULİTİS – PERİFOLLİKULİTİS KAPİTİS ABSEDENS ET SUFFODİENS

Saçlı deride apseye benzer ancak mikrobik olmayan, kızarık, yumuşak, üzeri kılsız kabartılarla belirlenen bu hastalık esas olarak erkeklerde görülür.

 

LİKEN PLANOPİLARİS

Çok yavaş ilerleyen bu tabloda küçük kılsız alanlar, etrafı kızarık kıllar görülür. Vücudun diğer alanlarında liken lezyonları olabilir ve tırnak değişiklikleri de görülebilir.


FRONTAL FİBROZLA SEYREDEN ALOPESİ

Alın bölgesinde saçlı deri sınırında kıl etraflarında kızarıklık ve saç dökülmesiyle karakterizedir. Genellikle menapoz sonrası kadınlarda ortaya çıkar. Bazen kaşlarda da incelme ve dökülme olabilir.


Bu sitede yer alan tüm yazılar bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminizle iletişime geçebilirsiniz.